Bir çocuğun özgüveni yalnızca “Ben başarılıyım” diyebilmesi değildir. Asıl özgüven; hata yaptığında da kendisini değerli hissedebilmesi, yeni bir şeyi denerken cesaret göstermesi ve her zaman en iyi olmak zorunda olmadığını bilmesidir.

Çabaya alan açmak

Çocuklar kendileriyle ilgili ilk düşüncelerini çoğu zaman yetişkinlerin bakışlarından öğrenir. Sürekli eleştirilen bir çocuk zamanla “Ben zaten yapamıyorum” diye düşünebilir; her işi onun yerine yapılan çocuk ise “Ben tek başıma başaramam” mesajını alabilir.

Özgüveni desteklemek için sürekli övmek gerekmez. “Bu kez hemen vazgeçmedin”, “Zorlanmana rağmen tekrar denedin” ya da “Kendi çözümünü bulman çok hoşuma gitti” gibi cümleler, çocuğa değerinin yalnızca sonuçlara bağlı olmadığını öğretir.

Sorumluluk, deneme ve hata

Yaşa uygun sorumluluklar; oyuncakları toplamak, sofraya yardım etmek, kıyafetini seçmek veya küçük bir karar vermek çocuğa “Bu ailenin bir parçasıyım ve yapabildiğim şeyler var” duygusunu kazandırır. Bazen yavaş yapacak, eksik bırakacak ya da hata yapacaktır. Beceri, denemesine izin verildiğinde gelişir.

Her çocuğun mizacı, gelişim hızı ve güçlü olduğu alan farklıdır. “Bak kardeşin nasıl yapıyor” yerine, “Daha önce bunu denemek istemiyordun, şimdi bir adım attın” demek kendi gelişimini fark etmesine yardım eder.

Duygulara yer açmak

Korktuğunda “Korkacak bir şey yok” demek yerine “Biraz kaygılandığını görüyorum. Hazır olduğunda birlikte deneyebiliriz” demek, çocuğun duygusuyla baş edebileceğine güvenmesini destekler.

Açık ve sevgi dolu sınırlar da gereklidir: “İstediğin olmadığı için kızgın olabilirsin. Ama vurmana izin veremem.” Böylece duygu kabul edilirken davranışa sınır konur.

Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilsin. Zorlanabilirsin, hata yapabilirsin ve yine de değerlisin.