Aynı evde yaşamak her zaman birbirini gerçekten duymak anlamına gelmez. Yoğunluk, yorgunluk ve biriken kırgınlıklar zamanla aile üyeleri arasındaki bağı zayıflatabilir.

Anlamak amacıyla dinlemek

İletişimi güçlendirmek için önce anlamak amacıyla dinlemek gerekir. Karşı taraf konuşurken hemen savunmaya geçmek, çözüm vermek ya da sözünü kesmek yerine duygusunu anlamaya çalışmak güven duygusunu artırır.

Suçlayıcı cümleler yerine kendi duygumuzu ifade etmek daha yapıcıdır. “Sen beni hiç anlamıyorsun” demek yerine, “Bu şekilde konuşulduğunda kendimi yalnız hissediyorum” demek iletişimi daha güvenli hâle getirir.

Ara vermek de iletişimin parçasıdır

Öfkenin yükseldiği anlarda her sorunu çözmeye çalışmak yerine kısa bir ara vermek faydalı olabilir. Ancak konuşmanın ne zaman devam edeceği belirtilmelidir. Böylece ara vermek kaçışa dönüşmez.

Aile üyelerinin her gün kısa da olsa telefonsuz ve kesintisiz zaman geçirmesi, olumlu davranışların fark edilmesi, herkesin düşüncesine yer verilmesi ve sınırların sevgiyle ifade edilmesi bağı güçlendirir.

Davranışın mesajını duymak

Çocukların zorlayıcı davranışlarının altında çoğu zaman görülme, anlaşılma, güven veya yakınlık ihtiyacı bulunabilir. Bu nedenle yalnızca davranışı durdurmaya değil, davranışın hangi mesajı taşıdığına da bakmak önemlidir.

Her şeyi bir anda değiştirmeye çalışmak yerine küçük bir hedef seçmek daha gerçekçidir: söz kesmeden dinlemek, günde 10 dakika konuşmak, tartışırken ses tonuna dikkat etmek veya olumlu davranışları dile getirmek gibi.

Aile bağlarını güçlendiren şey hiç çatışmamak değil, çatışma sonrasında yeniden birbirine dönebilmektir.